Eleştirel Düşünme · Psikoloji

Dunning-Kruger Etkisi

Bazen ne kadar az bildiğimizin neden farkında olmayız? Üstelik bu etkinin yaygın açıklamasını da neden eleştirel biçimde incelemeliyiz?

İki banka soyguncusu ve limon suyu

6 Ocak 1995’te McArthur Wheeler ve Clifton Earl Johnson, Pittsburgh bölgesinde iki bankayı soydu. Yüzlerini geleneksel yöntemlerle gizlemek yerine limon suyuyla kaplamışlardı. Anlatılan hikâyeye göre, bunun güvenlik kameraları karşısında kendilerini görünmez kılacağına inanıyorlardı. Sonuçta limon suyu görünmez mürekkep olarak kullanılabiliyordu.

Wheeler’ın bu fikri bir Polaroid fotoğraf makinesiyle denediği de anlatılır. Çektiği fotoğraflardan birinde yüzü görünmeyince bunun kuramını doğruladığını düşünmüş olabilir. Fotoğrafın bambaşka nedenlerle başarısız olmuş olabileceğini yeterince hesaba katmadığı anlaşılıyor.

Johnson soygunlardan birkaç gün sonra tutuklandı. Wheeler ise güvenlik kamerası görüntülerinin televizyonda yayımlanmasının ardından, ancak nisan ayında yakalandı. Bu olay psikolog David Dunning’e şu soruyu düşündürdü: Bir alandaki yetersizliğimiz, o yetersizliğin farkına varmamızı da engelleyebilir mi?

Dunning bu soruyu Justin Kruger ile birlikte araştırdı. İkili, 1999’da daha sonra Dunning-Kruger etkisiyle özdeşleşecek olan Unskilled and Unaware of It başlıklı çalışmayı yayımladı.

Bilimsel makaleleri eleştirel okuma konusunda küçük bir not: Kruger ve Dunning girişte Wheeler’dan söz ederken Johnson’ı anmaz. Ayrıca Wheeler’ın “later that night” ("o gece daha sonra") tutuklandığını yazarlar. Bu ifade soygunların anlatımından hemen sonra geldiği için, tutuklamanın soygun gecesi gerçekleştiği sanılabilir. Oysa ocak ayındaki soygunlarla nisan ayındaki tutuklama arasında üç aydan fazla zaman vardı. Televizyon yayınından kısa süre sonraki tutuklamaya ilişkin ayrıntı, nisan ayında yayımlanan habere aittir. Bu yanıltıcı kronoloji, deneylerin sonuçlarını geçersiz kılmaz; ancak bilimsel yayınların girişindeki tarihî hikâyelerin de doğrulanması gerektiğini gösterir.

Dunning-Kruger etkisi nedir?

Bu kavram, belirli bir alanda düşük beceri gösteren kişilerin kendi performanslarını zaman zaman belirgin biçimde olduğundan yüksek değerlendirmesiyle ilgili bir örüntüyü anlatır. Kruger ve Dunning’in ilk açıklamasına göre, bu kişilerin kendi hatalarını güvenilir biçimde fark edebilmeleri için gereken becerileri de eksik olabilir.

İyi bir çözümü neyin iyi yaptığını bilmiyorsak, kendi çözümümüzün eksiklerini de görmekte zorlanabiliriz.

Burada söz konusu olan üstbiliştir (metacognition): Kendi düşüncemizi, bilgimizi ve becerimizi değerlendirebilme yeteneği. Bir görevi doğru yapmakla onu doğru yapıp yapmadığımızı değerlendirmek, birbiriyle ilişkili ama farklı iki beceridir.

Bu, insanların değerine veya zekâsına ilişkin bir yargı değildir. Her yeni başlayanın kendini fazla beğendiği anlamına da gelmez. Araştırmacılar, katılımcı grupları düzeyinde görülen istatistiksel bir örüntüyü incelemiştir.

Kruger ve Dunning’in dört araştırması

Araştırmacılar Cornell Üniversitesi öğrencileriyle dört çalışma yürüttü. Katılımcılar çeşitli görevleri tamamladı ve diğerlerine kıyasla ne kadar başarılı olduklarını tahmin etti.

Mizah

İlk çalışmada katılımcılar fıkra ve şakaları değerlendirdi. Yargıları profesyonel komedyenlerin değerlendirmeleriyle karşılaştırıldı. Bu ölçütle daha az uyuşan katılımcılar, mizahı değerlendirme becerilerini olduğundan yüksek görme eğilimindeydi.

Mantıksal akıl yürütme

İkinci çalışmada mantıksal akıl yürütme becerisi ölçüldü. Burada da en düşük performansı gösterenler, grup içindeki konumlarını belirgin ölçüde yüksek tahmin etti.

Dil bilgisi

Üçüncü çalışmada katılımcılar dil bilgisi sorularını yanıtladı. Araştırmacılar ayrıca başkalarının yanıtlarını değerlendirebilip değerlendiremediklerine ve bu bilgiden yararlanarak kendi performanslarını yeniden gözden geçirip geçiremediklerine baktı. Gerçek sonuçlarla öz değerlendirme arasındaki fark, düşük puan alanlarda yine daha belirgindi.

Eğitim ve öz farkındalık

Dördüncü çalışma yeniden mantıksal akıl yürütmeye odaklandı. Bir testin ardından rastgele seçilen bir gruba kısa bir eğitim verildi; kontrol grubu ise başka bir etkinlik yaptı. Daha sonra katılımcılar önceden yanıtlamış oldukları sorulara dönerek ilk performanslarını yeniden değerlendirdi. Eğitim alan düşük performanslı katılımcılar, kendi doğru ve yanlış yanıtlarını ayırt etmede ve önceki sonuçlarını daha gerçekçi değerlendirmede belirgin biçimde ilerledi. Dolayısıyla temel bulgu, eğitimden sonra yapılan yeni bir testte daha yüksek puan almak değil, daha önce verilmiş yanıtları daha iyi değerlendirebilmekti.

12. ve 62. yüzdelik dilimler

Orijinal makalede çarpıcı bir sonuç yer alır: Performans sıralamasının en alt dörtte birlik bölümündeki katılımcıların ortalama gerçek konumu 12. yüzdelik dilim iken, kendi konumlarına ilişkin tahminleri yaklaşık 62. yüzdelik dilim düzeyindeydi.

En düşük performanslı katılımcılarda ortalama gerçek konum 12. yüzdelik dilim, tahmin edilen konum 62. yüzdelik dilimdi.
Kruger ve Dunning’in (1999) en düşük performanslı dörtte birlik grup için verdiği özet rakamlar. Yüzdelik dilim, doğru yanıt yüzdesi değil, karşılaştırma grubundaki göreli konumdur.

12. yüzdelik dilimde olmak, karşılaştırma grubunun yaklaşık yüzde 12’sinden daha iyi performans göstermektir. Kendini 62. yüzdelik dilimde görmek ise grubun yaklaşık yüzde 62’sinden daha iyi olduğunu sanmaktır. Dolayısıyla bu kişiler gerçekte en düşük performanslı dörtte birlik grupta yer almalarına rağmen kendilerini ortalamanın biraz üzerinde görüyordu.

En başarılı katılımcıların öz değerlendirmeleri de her zaman tam isabetli değildi: Bazen göreli konumlarını olduğundan düşük tahmin ettiler. Bu bulgular, performans ile öz değerlendirme arasında bir fark olduğunu gösterir; bu farkın nedenini açıklamak ayrı bir bilimsel sorudur.

Ünlü “Mount Stupid” eğrisi orijinal araştırmaya ait değil

Belki önce hızla yükselip “Mount Stupid” adlı bir zirveye çıkan, ardından “Valley of Despair” ("Umutsuzluk Vadisi") denen derin bir çukura inen ve sonunda yavaşça yeniden yükselen grafiği görmüşsünüzdür. Yatay eksende bilgi veya deneyim, dikey eksende özgüven gösterilir.

Ölçüm verilerine dayanmayan popüler Mount Stupid şeması: özgüven önce hızla yükselir, sonra düşer ve yeniden artar. Bu, Kruger ve Dunning'in verisi değildir.
Popüler şematik anlatım – ne orijinal grafik ne de ölçülmüş veri. “Mount Stupid” ve “Valley of Despair”, Kruger ve Dunning’in (1999) bilimsel grafiklerinde yer almaz.

Akılda kalıcı olsa da bu eğri orijinal çalışmadan alınmış değildir. Kruger ve Dunning, tek bir kişinin öğrenme sürecinde yıllar boyunca özgüveninin nasıl değiştiğini izlemedi. Farklı insanların performanslarını ve öz değerlendirmelerini karşılaştırdılar. Örneğin orijinal makalenin 1124. sayfasındaki Şekil 1, mizah testinde dört performans grubunun sonuçlarını gösterir. Farklı kişilerin belli bir andaki karşılaştırması, herkes için geçerli bir öğrenme zaman çizelgesine doğrudan dönüştürülemez.

Popüler eğri, bazı kişilerin öğrenme deneyimini betimleyebilir; ancak özgüvenin kanıtlanmış deneysel gelişim çizgisi değildir. Tam da bilginin sınırlarıyla ilgili bir konuda bilimsel dayanağı olmayan bir grafiğin böylesine yayılması, eleştirel düşünmeye duyulan gereksinimi hatırlatıyor.

Python derslerimden bir örnek

Python öğrenmeye başlayan biri kısa sürede değişkenler, döngüler ve fonksiyonlar kullanabilir. Bunlar gerçek başarılardır. Programlama birdenbire oldukça kolay görünebilir. Ancak daha sonra özyineleme, üreteçler, eşzamanlılık, yazılım mimarisi, testler ve pek çok başka konuyla karşılaşılır.

Bu noktada gerçek beceriler gelişmesine rağmen kişinin öznel yeterlilik hissi geçici olarak azalabilir. Çünkü alanın ne kadar geniş olduğu daha iyi anlaşılır. Bu, olası bir öğrenme deneyimidir; herkesin aynı inişli çıkışlı eğriyi izleyeceğinin kanıtı değildir.

Siyaset ve anlama yanılsaması

Siyasi sorunlar yalnızca tek bir nedene ya da çözüme odaklandığımızda şaşırtıcı derecede basit görünebilir. Vergileri azaltmak, bir kurumu kaldırmak veya belli bir teknolojiyi kullanmak bir çözümün yararlı parçaları olabilir. Ancak sonuçlar karşılıklı etkileşimlere, koşullara ve birbiriyle çatışan hedeflere bağlıdır.

Burada ilişkili bir kavram olan açıklama derinliği yanılsaması (Illusion of Explanatory Depth) aydınlatıcıdır. Bir olguyu, nasıl işlediğini tek tek açıklamamız istenene kadar çoğu zaman iyi anladığımızı sanırız.

Fernbach ve meslektaşları 2013’te, bu tür açıklamalar yapmanın siyasi görüşleri zaman zaman daha ılımlı hâle getirdiğini bildirdi. Crawford ve Ruscio’nun (2021) ön kayıtlı tekrar çalışması da katılımcıların bilgi eksiklerini daha iyi fark ettiklerini buldu; ancak siyasi görüşlerin güvenilir biçimde ılımlılaştığını göstermedi. Bu ayrım önemlidir: Anlayışımızın sınırlarını görmek, görüşümüzün mutlaka değişeceği anlamına gelmez.

Dolayısıyla güçlü bir siyasi görüşe sahip olmak ne uzmanlık ne de Dunning-Kruger etkisi için tek başına kanıttır. Siyasi rakipleri psikolojik etiketlerle geçiştirmek yerine argümanları ve kanıtları incelemeliyiz.

Komplo teorileri ve sosyal medya

İnternette birkaç saat içinde çok sayıda makale ve video tüketebiliriz. Ancak bilgi miktarının çokluğu kendiliğinden sağlam uzmanlığa dönüşmez. Kaynaklarımızın kalitesini ve güvenilirliğini değerlendirebilmek asıl güçlüklerden biridir.

Sosyal medyada kesin ifadeler, belirsizlikleri dürüstçe dile getiren dikkatli açıklamalardan daha yetkin görünebilir. Bir de doğrulama yanlılığı (confirmation bias) vardır: Mevcut inançlarımızla uyuşan bilgilere daha çok dikkat etme ve onları kabul etme eğilimindeyiz.

Bununla birlikte komplo teorilerine inanmayı veya siyasi kutuplaşmayı yalnızca Dunning-Kruger etkisiyle açıklamak yanlış olur. Her ikisinin de birçok bireysel ve toplumsal nedeni vardır. Bir iddia, onu dile getiren kişinin varsayılan psikolojik eksikliklerine göre değil, dayandığı kanıtlara göre değerlendirilmelidir.

Dunning-Kruger etkisi bilim dünyasında tartışmalı mı?

Evet. Özellikle gözlenen örüntünün büyüklüğü ve nasıl açıklanması gerektiği tartışılıyor. Sorunlardan biri testlerin istatistiksel yapısıdır. Alt sınırı olan bir performans ölçeğinin en altında yer alan kişinin kendini daha düşük değerlendirebileceği alan dardır; buna karşılık kendini olduğundan yüksek değerlendirmesi için geniş bir alan vardır. En üstte yer alan kişiler için durum tersidir.

Bir başka konu ortalamaya regresyondur: İki ölçü birbiriyle mükemmel ilişki içinde değilse, birindeki çok uç değerler diğerinde çoğu kez daha az uç değerlerle birlikte görülür. Bu nedenle bilinen örüntünün bir bölümü, kişilerin öz değerlendirmede özel bir yetersizliği bulunmasa bile istatistiksel nedenlerle ortaya çıkabilir.

Gignac ve Zajenkowski, 2020’de kişilerin kendi zekâlarını değerlendirmelerine ilişkin verilere dayanarak örüntünün önemli kısmının istatistiksel bir artefakt olabileceğini savundu. Dunkel, Nedelec ve van der Linden ise 2023’te zekâ verilerini yeniden inceleyerek küçük ama istatistiksel açıdan anlamlı bir etki bildirdi. Etkinin büyüklüğü ve onu ölçmenin en uygun yolları hâlâ tartışılıyor.

Dil bilgisi gibi somut bir becerinin öz değerlendirmesiyle genel zekânın öz değerlendirmesini birbirinden ayırmak da gerekir. Bir alandaki sonuçlar gelişigüzel bütün alanlara genellenemez.

Bu eleştiriler, insanların kendi becerilerini her zaman doğru değerlendirdiğini kanıtlamıyor. Yalnızca gözlenen örüntü ile onu açıklamak için öne sürülen psikolojik mekanizmanın ayrı değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. İyi bilimin temel ilkelerinden biri budur.

Bu etkiyi başkalarında görmeye neden bu kadar hevesliyiz?

Dunning-Kruger etkisi, siyasi rakipler, kendini uzman ilan edenler veya alışılmadık görüşlere sahip insanlar hakkında sıkça kullanılır. Ancak kendi bilgilerimizi olduğundan yüksek değerlendirmeye bizim de yatkın olabileceğimizi unutmak kolaydır.

Bir görüşüm bana çok açık geldiğinde temel bağlantıları gerçekten anladığımı nereden biliyorum? Hangi bilgileri gözden kaçırmış olabilirim? Kendi akıl yürütmemdeki bir hatayı fark eder miydim?

Bu, bütün görüşlerin eşit derecede iyi temellendirildiği anlamına gelmez. Yalnızca kendi iddialarımı da başkalarınınkilerle aynı eleştirel ölçütlere göre değerlendirmem gerektiği anlamına gelir. Dört soru yardımcı olabilir:

  • Gerçekte ne biliyorum? Hangi iddialarımı kanıtlayabilirim?
  • Nereden biliyorum? Kaynaklarım ne kadar güvenilir?
  • Açıklayabiliyor muyum? Sloganların ötesindeki mekanizmaları anlıyor muyum?
  • Fikrimi ne değiştirirdi? Hangi gözlem görüşümü yeniden düşünmemi sağlardı?

Sonuç: Bilgi ve entelektüel alçakgönüllülük

Dunning-Kruger etkisi, yetersiz bulduğumuz insanlara kolayca etiket yapıştırmamızı sağladığı için değil, kendi bilgi sınırlarımızı ne kadar doğru gördüğümüz sorusunu ortaya koyduğu için ilginçtir.

İlk deneyler gerçek performans ile öz değerlendirme arasında dikkat çekici farklar gösterdi. Sonraki eleştiriler, bu farkları aceleyle tek bir kurama bağlamamamız gerektiğini hatırlattı. Etkinin popüler grafiği bile akılda kalıcı bir hikâyenin gerçek araştırma verilerinin önüne ne kadar kolay geçebileceğini gösteriyor.

Kendi bilgimizin sınırlarını fark edebilmek de bir bilgi biçimidir.

Belki de eleştirel düşünme sade bir cümleyle başlar: “Bilmiyorum.” Bu bir zayıflık işareti değil, daha iyi argümanlar ve yeni bulgular karşısında düşüncelerimizi düzeltebilme isteğidir.

Bilimsel kaynaklar

  1. Kruger, J., & Dunning, D. (1999). Unskilled and Unaware of It: How Difficulties in Recognizing One’s Own Incompetence Lead to Inflated Self-Assessments. Journal of Personality and Social Psychology, 77(6), 1121–1134. DOI · Orijinal makale (PDF)
  2. Morris, E. (2010). The Anosognosic's Dilemma (Part 1). The New York Times. Tarihsel arka plan
  3. Gignac, G. E., & Zajenkowski, M. (2020). The Dunning-Kruger Effect Is (Mostly) a Statistical Artefact: Valid Approaches to Testing the Hypothesis with Individual Differences Data. Intelligence, 80, 101449. DOI
  4. Dunkel, C. S., Nedelec, J., & van der Linden, D. (2023). Reevaluating the Dunning-Kruger Effect: A Response to and Replication of Gignac and Zajenkowski (2020). Intelligence, 96, 101717. DOI
  5. Fernbach, P. M., et al. (2013). Political Extremism Is Supported by an Illusion of Understanding. Psychological Science, 24(6), 939–946. DOI
  6. Crawford, J. T., & Ruscio, J. (2021). Asking People to Explain Complex Policies Does Not Increase Political Moderation: Three Preregistered Failures to Closely Replicate Fernbach, Rogers, Fox, and Sloman’s (2013) Findings. Psychological Science, 32(4), 611–621. DOI

İlgili başka yazılar: Ockham’ın Usturası ve Eleştirel Düşünme bölümündeki diğer makaleler.