İddia edilen bir anti-yerçekimi motorunun patenti
Philip Ball’un 2005 yılında Nature dergisinde yayımlanan ve US 6,960,975 numaralı ABD patentini ele alan yazısı dikkat çekti. Patent, süperiletken bir kalkan ve elektromanyetik alanların uzay-zaman eğriliğinde bir anomali oluşturmasının beklendiği bir uzay aracını tarif ediyor.
Dönemin haberlerinde Amerikan Fizik Derneğinden fizikçi Robert Park’ın böyle bir anti-yerçekimi makinesinin devridaim makinesi anlamına geleceği yönündeki eleştirisi aktarılıyordu. Bu Park’ın alıntılanan savıydı; benim uydurduğum fiziksel bir sonuç değildi. Park bu vakayı, bir patent dairesinin sözdebilimsel görünen iddialardan nasıl etkilenebileceğine örnek olarak kullandı.
Patent neyi kanıtlar, neyi kanıtlamaz?
Bu vaka hâlâ öğreticidir, çünkü bir patentin varlığı kolayca buluşun çalıştığının kanıtıyla karıştırılır. Patent verilmesi, ileri sürülen fiziksel etkinin bağımsız deneysel doğrulaması değildir.
Önceki anlatımım bilinçli olarak polemikçi ve kısmen alaycıydı: Patentinin “gururlu sahibi”, yalnızca kanıt sunmayı başaramamış olmakla birlikte sözde sınırsız enerjiyi de icat etmişti. Bu abartının hedefi, “patentli olduğuna göre çalışır” yanılgısıydı.
Daha temiz bir mantıksal ayrım şöyledir:
- Yerçekiminin varsayımsal olarak yönlendirilmesi, sırf bu nedenle mutlaka bir devridaim makinesi olmak zorunda değildir; enerji gerektirebilir.
- Ancak söz konusu patent, sağlam ve bağımsız kanıt gerektiren olağanüstü fiziksel etkiler tarif ediyor.
- Patentin verilmiş olması bu kanıtı sağlamaz.
Genel akıl yürütme hatası
Karmaşık terimler, matematiksel görünen dil ve resmî patent numarası bir iddiaya otorite kazandırabilir. Eleştirel düşünme ise başka bir soru sorar: İleri sürülen etki için hangi tekrarlanabilir kanıtlar vardır?
Patent: US 6,960,975, Space vehicle propelled by the pressure of inflationary vacuum state, 1 Kasım 2005’te verilmiştir.